Yazar: Diyetisyen Duygu Pelister

Günlük hayatımızı devam ettirirken “yaşam elementimiz” olan su, vücudumuzda sürekli olarak kaybedilen ve yerine koyulması gereken bir bileşendir. Çoğu zaman yalnızca egzersiz yaptığımızda, terlediğimizde ve tuvalete gittiğimizde su kaybettiğimizi düşünürüz ancak denizde veya havuzda yüzerken dahi önemli miktarlarda su kaybı meydana gelir.

Vücudun tüm hücreleri ve organları, düzgün çalışabilmek için suya ihtiyaç duyar. Eklemlerin sağlıklı hareket etmesi, omurilik ve diğer hassas dokuların korunması, vücut ısısının düzenlenmesi, vitamin ve minerallerin bağırsaklarda emilmesi için de su gereklidir.

Su ayrıca besin ögelerinin yapı taşlarına yıkımına destek olur, böylece bu maddelerin vücuda alımı kolaylaşmış olur.

Vücudun ihtiyaç duyduğu suyun bir kısmı çorba, domates, portakal, meyve suyu gibi yüksek miktarda su içeren gıdalar yoluyla elde edilse de, su ihtiyacını tam olarak karşılamak için içme suyu tüketmek gerekir. Vücudumuz için en iyi su kaynağı içme suyudur.

Ne Kadar Su İçmeliyiz?

Günlük tüketilecek su miktarı, kişinin günlük yaptığı aktiviteye ve ne kadar terlediğine göre değişir. Her gün tüketilmesi gereken, evrensel olarak kabul edilmiş su miktarı yoktur, ancak sağlıklı miktarın ne olduğu konusunda genel bir fikir birliği vardır. Tıp Enstitüsüne (IOM) göre erkekler için yeterli miktarda alım günde yaklaşık 3 litre, kadınlar için yeterli miktarda alım yaklaşık 2,5 litre’dir. Egzersiz ve sıcak havalarda bu miktarın arttırılması önerilir. Ayrıca vücut ağırlığı ile tüketilmesi gereken su miktarı doğru orantılıdır.

Su ve Böbreklerin İlişkisi

Su böbreklerin çalışması için gereklidir. Böbrekler düzgün çalışmazsa, atık ürünler ve fazla sıvı vücutta birikebilir. Tedavi edilmemiş böbrek hastalığı, kronik böbrek yetmezliğine yol açabilir, böylece organlar çalışmaz ve bu durumda diyaliz veya böbrek transplantasyonu gerekebilir.

Üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE), vücudun en yaygın ikinci enfeksiyon türüdür. Enfeksiyonlar böbrekleri de içeren üst üriner sisteme yayılırsa kalıcı hasar meydana gelebilir. Ani böbrek enfeksiyonları (akut), özellikle de septisemi meydana gelirse, hayatı tehdit edebilir.

Bol miktarda su içmek, bir ÜSE riskini azaltmanın en basit yollarından biridir ve halihazırda bir ÜSE geçiren hastalara da önerilir.

Böbrek taşlarının başlıca nedeni de su yetersiz su alımıdır. Böbrek taşları günlük önerilen su miktarını içmeyen insanlarda sıklıkla rapor edilir. Araştırmalar, böbrek taşlarının da kronik böbrek hastalığı riskini artırdığını ileri sürmektedir. Kasım 2014’te American College of Physicians, günde 2 litre su içmenin hiçbir yan etkisi olmaksızın böbrek taşı oluşumu riskini en az yüzde elli düşürebileceğini belirten bir rapor yayınlamıştır.

Dehidrasyon – vücudun aldığı miktardan daha fazla su kaybetmesi – vücudun elektrolit dengesini bozabilir. Potasyum, fosfat ve sodyum gibi elektrolitler, hücreler arasındaki elektrik sinyallerini taşımaya yardımcı olurlar. Vücuttaki elektrolit seviyeleri, düzgün işleyen böbrekler tarafından dengede tutulur.

Böbrekler elektrolitler seviyesinde dengeyi sağlayamadığında, bu elektrik sinyallerinde bozukluklar meydana gelir. Bu durum nöbetlere yol açarak istemsiz kas hareketleri ve bilinç kaybı meydana getirebilir.

Bazı vakalarda dehidrasyon da kronik böbrek yetmezliğine neden olabilir. Kronik böbrek yetmezliğinde olası komplikasyonlar arasında anemi, merkezi sinir sisteminde hasar, kalp yetmezliği ve bağışıklık sistemi bozulması sayılabilir.

Su ve Diğer Organlar

Elbette, su eksikliğinden etkilenen sadece böbrekler değildir. Dehidrasyonun getirebileceği diğer olumsuz sonuçlardan bazıları şunlardır: 

  • Kanın %90’ından fazlası su olduğundan, su alınmadığında, kan koyulur ve kan basıncını artırabilir. 
  • Nefes alışverişi su kaybını en aza indirgemek için vücut tarafından kısıtlanır, böylece potansiyel olarak astım ve alerjiler daha da kötüleşir. 
  • Cilt bozukluklarına ve erken kırışıklıklara karşı cilt daha savunmasız hale gelir. 
  • Bağırsaklar düzgün çalışabilmek için suya ihtiyaç duyar. Aksi takdirde sindirim sorunları ve kabızlık bir sorun haline gelebilir. Dehidrasyon aşırı asidik bir mideye yol açarak mide ekşimesini daha yaygın hale getirir ve mide ülseri gelişimini teşvik edebilir. 
  • Eklemlerde ve omurgada bulunan kıkırdak, yüzde 80 civarında su içerir. Dehidrasyon devam ettiğinde, eklemlerde ağrılar baş gösterebilir. 
  • Dehidrasyon, beyin yapısını ve beynin çalışmasını etkileyebilir. Eğer dehidrasyon uzarsa, idrak yeteneği zayıflar.

BiSU’da farklı su markalarını pH değerine göre kıyaslayabilir, kendinize en uygun suyu tek tuşla sipariş edebilirsiniz.

BiSU’yu indirmek için tıklayın!


Diğer blog yazılarımız: